Lüfer yakalamak için her durumda iyisinden yem ilk unsur.. İyi takım, iyi yemi iyi göstermek içindir. Takımınzı süper olmuş, yeminiz iyi değilse, hiç bir anlamı olmaz.. Yeminiz iyi güzel ise, takım rezalette olsa az olur belki ama mutlaka avcılığı olur..
Lüfer için yem seçerken, taze olmak asli unsurdur. Çünkü, lüfer doğası gereği ölü yem, kokmuş, bayatlamış vs. yem yemez. O yem olarak genelde sürülere saldırır. Bu nedenle, her şeyin başında, yeminin tadının düzgün olmasını bekler..
Lüferin pek bilinmeyen bir özelliği, son derece güçlü, ani atak yapabilen, kavgacı bir balık olmasıdır. Bunu sağlayan metabolizma, yavruyken çok hızlı gelişmesini sağlayan sistemin ergin hale gelinceki uzantısıdır. Çok kuvvetli olduğu için, besin ihtiyacıda yüksektir. Bu nedenle, henüz proteinlerini kaybetmemiş olan canlı yemlere yönelir, onları tercih eder..
Alico, yarın gelecek, "yahu hani ölü yem yerdi, hani yemleme vardı ya.. Bir öyle diyorsun, bir böyle, fırıldak gibisin" diyecek..
Lüfer, canlı yem yer.. Ama steteskop ve EKG cihazını henüz icat edemediği için, neyin canlı, neyin ölü olduğunu bilmez.. Düzgün takılmış ve akınıtıyla kımıldayan şeyin canlı olduğunu öngörür, saldırır. Sürü halinde balıklaırn canlı olduğunu kabul eder saldırır. Yani, lüfer canlı yem yer demek, canlı sandığı yemi yer demektir.
Velakin, sizin ölü balık akıntı ile kımıldıyor olsada, yaklaşınca taze tat vermiyorsa, lüfer bunu tercih etmez. Ve gene hatırlatayım, tercih etmez demek, kesinlikle dönüp bakmaz demek değil elbette.. Açlık softalığı bozar, açsa, pek yem yoksa ortada, bayat filan demez, afiyetle indirir mideye.. Ama lüfer pek fazla aç kalmaz, zira baktı aç kalacak, birbirlerini yerler bu defa..
Yeminiz tazeyse, sürü gibi duruyor, canlı gibi hareketli ise, lüfer onu tereddüt etmeden yer.
Bayat yemin ikinci bir sorunda şudur. Bu yemler kendilerini salarlar. Derileri etlerinden ayrılır, etleri lime lime olur. Pörsümüş, acayip bir hal alır, yemden başak her şeye benzer. Bu yüzden bayat yem lüfer yemi olarak bir anlam ifade etmez.
Eğer yem yakalandıktan ve öldükten sonra uzun süre (1-2 saat) tuzlusuda kalmışsa, konduğu su sıcaksa, tatlı suyla, buzla vs. tanışmışsa, aynı şey taze yemdede gerçekleşir. Yem pörsür, işe yaramaz..
Bu açıdan bakınca en ideal yem, yağlı balıklardır, hamsi ve sardalya gibi. Bunlar, vücutlarındaki yüksek yağ sayesinde zamanın ve suyun etkilerine karşı daha dayanıklıdır.
Ama yem seçiminde tazelik tek kriter değildir.
Lüfer, bulunduğu ortamda en yoğun tür neyse, yem olarak onu seçer. Bu nedenle kanlı canlı yeminiz, aşağıda o yemden mevcut olmadığı için büyük ihtimalle işe yaramayabilir. Bu biraz çetrefilli bir konudur. Detayı biraz konudışı olacaktır. Ama şunu aklımızda tutmak lazım, lüfer, ortalıkta en bol olan balığı yem olarak seçer..
Balıklar büyüdükçe, hacimleri küpleri ile orantılı olarak artar ve yüzmek için daha çok enerji gerektirirler. Bu yüzden iktisatlı davranırlar. Temel olarak, kovalarken harcayacağı enerji, yakaladığı yemden alacağı enerjiye değmeyecek balıkların arkasından gitmezler.. Levrek mesela, bu yüzdne ufak tefek sahte, rapala vs. ile zor yakalanır, büyük sahteler kullanmak gerekir.
Lüfer de de bu aynen geçerlidir. Genel olarak balıklar için yemin boyunun balığın boyunun yarısına kadar olabileceği kabul edilir ve üçte bir boy makul olarak görülür. Yani, 60cm levrek için 20cm'e kadar bir sahte iş yapar olarak düşünülür. Oha filan olmayın.. Sahte var, sahte var. Rapala denen sert sahteler, 20cm olursa, suda yüzen bir kazıktan farksız olur, pek işinizi görmez.. Ama bu boyda bir sahte kurt, slikon vs. çok güzel iş yapacaktır..
Lüfer içinse bu oran, şansımıza sabittir: Lüferin boyunun yarısı.. Yani, lüfer, boyu kendi boyunun yarısı kadar olan yemlere en fazla vuruş yapar. Lüfer 30 - 40 cm olduğuna göre, 15 - 20 cm boyunda bir yem, lüferin saldırma güdüsünü en fazla tetikleyecek olan yem olacaktır.
Şimdi bakarsak, halden alınmış 20cm istavrit/zarganadansa 13 cm'lik hamsi daha iyi netice verir. Sebebi, hamsinin daha derli toplu olmasıdır, diğerleri, buzdan, sudan vs. etkilenir, iyice dağılır etleri..
Ama tazesi varsa? 20 cm istavrit, 30 cm zarganadan ve 11 cm'lik hamsiden daha iyi netice verir, çünkü boyu lüferin boyunun yarısına çok yakındır. Elbette, zarganayı kesip 20cm boya indirebilirsiniz.
Zargana işte bu boy avantajı nedeniyle, lüfer için başa güreşen yemlerden biridir. Diğer yandna, bol kaslı eti, ayırıcı sinir ve yağ dokusu olmaması nedeniyle çok daha sıkıdır ve lastik gibi esnektir. Çekiştirmeyin uzamaz, ama kıvrılırken, hareket ederken lastik gibi düzgün hareket eder..
Diğer yandan, lüfer yem seçmesini iyi bilen bir balıktır. Ve tatlı suları pek sever, otobüse binip abanta tatile gider dermişim.. Tatlı su derken, tuzu az suyu, çok olana tercih eder. Öyleki, dere ağızlarındaki acısular, onun -bildiğim kadarıyla pek bilinmeyen- gözde avlanma mekanıdır. Bu mekanların iki gözde balığı vardır: Kefal ve istrangilos. İşte lüferin gözde yemeklerinden biride bu iki türdür. Kefal ve istrongilos, lüferi o tatlı sularda doyuran leziz öğünlerdir ve lüfer çoğu zaman bu ikisine hiç hayır demez.. Bunalrda zargana ile birlikte başa güreşen yemlerdir.
Diğerleri? Bence siz siz olun, bu üç yemden asla vazgeçmeyin, yüzünüz kara çıkmaz. Ama bunların tazesini bulamazsanız, bayatı pek iş yapmaz, başka yemlerede bakabilirsiniz. Bu durumda listenin başına hamsi ile istavrit gelir.
İstavridin kalıplı olanına bakın. Kıraçadan pek iyi lüfer yemi olmaz.. Büyük, iri istavrit olması her zaman daha iyi netice verir. İstavrit eğer biraz bayatça gibiyse, şak şak yem daha iyi olabilir. Aksi durumda, taptaze ise, yaprak yem gayet makul netice verir.
Hamsi ise, eti dağılmaz ama, karnı pek çabuk düşer.. Bu yüzden yaprak yapmaya çok müsait olmayabilir.. Kütük yem denen, kafası ve kuyruğu kesilmiş halde kullanılması, bu nedenle daha iyi netice verir. Yaprak olursa, o karın bölgesi eridiği için, suda düzgün duramaz, pek yüz bulamaz.. Ayrıca, kıyıdan atmak istiyorsanız, hamsinin dağılmaması, yolda düşmemesi için önlem almalısınız.
